5 Şubat 2007 Pazartesi

Takvimdeki çizgiler


Eveeet artık geri sayım başladı. Mesela bugün geri sayımın 2. günü. Yani 98 gün var oğluşumun -sabırlı davranırsa- dünyamı aydınlatmasına.

Artık hissetmekle kalmıyor onu görüyor olmam da geri sayma işini çabuklaşıracak sanırım. Bugün 98 iken yarın bir bakmış olacağım ki 18 gün var...!

Kadıköy'de bir büfeden alınmış -sözde- çift kaşarlı tostu dışından kemirmek ve sonunda gerçek kaşarlı kısmını, yani ortasını yemenin zevkine varırken kağıt ile burun buruna kalmak gibi.

Hamilelik şimdi daha güzel. Okşuyorum yanıt veriyor, düzgün oturmazsam uyarıyor, yüksek seslere hiiiç gelemiyor. İşte tam da şimdi yüzümde güller açıyor.

Ama gel gelelim bu günler kısa. Giysilerini ütüle, odasını yerleştir derken buda geçip gidiverecek.

Hiç bitmemesini istediğim ilk dans gibi. Yada yazın kumların üzerine sere serpe uzanmışken içine akan sıcağın, dalgaların kıyıya vururken çıkardığı sesin, çocukların çığlıklarının bitmemesini dilerken yanıp ıstakoza dönmek gibi.

Doğmasını, yüzünü görmeyi, sesini duyup uykulardan uyanmayı çok istiyorum. Ama Mercan'ım bu haliyle tam bir Derya Mercan'ı. Sadece bana ait, bana muhtaç. Ben de ona.

Ve işte bir anne hastalığı! Kıskançlık!!

Zaman geçtikçe anne oldum. Daha da oluyorum. Huyum suyum değişti. "Ben bu hallere düşecek adam mıydım" dememi gerektirecek kişisel kayıplarım! Ancak emin olduğum bir şey var ise oğlumu başkalarının sevmesi, ona "ah yavrum", "ah canım" demeleri, teyzelerinin, büyük annelerinin veya herhangibir dişinin onu "ah annem" diye sevmesi fikri bana inanılmaz itici geliyor şu sıralar. Annelik mertebesine erişmiş olabilirsin, ama benim oğluma "annecim" diyemezsin! Ona sadece ben annecim diyebilirim.

Ve korkarım ileride oğlumu bir başka dişiyle paylaşmak fikri de pek çekici değil...

Sanırım senelerce inkar ettiğim "kıskançlık" damarlarımda dolaşan asil kanda mevcutmuş!! Dişiyim ve sapına kadar da kıskancım. Ama oğlum büyüdüğünde kız arkadaşlarını benimle tanıştırması için elimden geleni yapacağım. Umarım bol bol flörtü olur ve günün birinde evlendiğinde gelinimi kıskanmama gerek kalmaz :)) malum oğluşum elini sallasa ellisi ve o güne kadar sallamış zaten.. şimdi tutup bi gelini kıskanmak ayıp olur.

Belki beynimin büzüklüğündendir, belki geçer.. Ama günün 24 saati kendin dahil kimseye bir faydan dokunmayacak şekilde, boş boş oturup karnını izlemene sebebiyet verecek kadar hastalık bir şey!

Bu blog işini ne kadar devam ettirebilirim kendim de merak ediyorum. Ayrıca birilerinin okuyup okumaması da çok önemli değil. Oğluma ve oğlumlu hayatıma dair seyir defterimi tutmak isterken yaşadığım üşengeçlikten doğmuştur bu. Ve buradan geçip selam çakanlar bir gün bu yazılanları okuyacak Mercan'ıma yadigar; merak uyandıran kişiler olarak kalacaklar. Oğluşumun bir sürü sanal teyze ve dayıları olacak :))

Yaşasın blog! Yaşasın nutella ve fındık ezmesi!




3 yorum:

  1. Canım Mercanım Deryam...
    first of all mimledim seniiii!!!:))))
    çok kötüyüm biliyorum:)))ama senin de benden aşağı kalır yanın olmadığını tahmi ediyorum:))) allah bilir ne komik anıların vardır eee biz de sanal teyzeler olarak öğrenmek isteriz tabii ki de:)
    Bu arada güle güle giysin inşallah o güzel pabuçlarını...ve kıskanmak konusuna gelince ben daha anne adayı bile değilken arada aklıma gelince ben ne yaparım öle bir durumda diyorum:)))demekki normal bişey:)
    öpüyorum çok!kendinize iyi bakın!
    sevgiler!

    YanıtlaSil
  2. Bu arada aşağı kalır yanın yok derken muzurlukta demek istedim yorumu okuyunca kötülükte gibi görünmüş de:)))

    YanıtlaSil