türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ekim 2012 Salı

Özgür Düşünce Hareketi


Turan Dursun, Bahriye Üçok, Aziz Nesin, Fazıl Say, Sevan Nişanyan…

Aklıma ilk gelenler oldu. Turan Dursun evinin önünde öldürüldü, Aziz Nesin yakılmak istendi, Fazıl Say sosyal medyadaki söylemleri ve paylaşımları yüzünden yargılanıyor, Sevan Nişanyan'ı ise öldürmek isteyen öfkeli bir güruh mevcut.

Bu insanların ortak özellikleri ateist olmaları ve din aleyhine söylemlerde bulunmaları. Ancak herhangibir din değil, özellikle islamiyet ile ilgili söylemleri yüzünden. Dünya üzerinde diğer dinlerle ilgili de benzer söylemlerde bulunan insanlar olmasına rağmen kişilerin canına kasıt söz konusu olmayışı da islamiyet dininin farklı açılardan incelenmesine sebep.

2 Temmuz 2012 Pazartesi

İnsan nedir şimdi bildim!


İlkokul 2. sınıftayım; benimle adaş bir kız var sınıfta sessiz sakin, pek bir yanlız hep.

Günlerden birgün (sebebini hatırlamıyorum gerçekten) o Derya ile yan yana oturmak durumunda kaldık. Sonra tenefüs zili çıktığında beraber bahçeye indik, 8 yaş kafasıyla neler dönüyordu kafamızda onu da hatırlamıyorum ama; daha önce neden birlikte vakit geçirmediğimize şaşırmış pek bir sıkı fıkı olmuştuk.

4 Haziran 2012 Pazartesi

En büyük suç, beyin tecavüzü!


Geçtiğimiz hafta o kadar çok imza attık ki, eminim herkes kendini bürokrasik sürecin bir parçası sanmaya başladı. "Benim imzam olmadan bu iş hallolmayacak" edasıyla ismimizin baş harfi, soyismimizin hepsini büyük harf ile yazarak imzamızı attık.

24 Mayıs 2012 Perşembe

Bence çocuğunuzu göndermeyin..



göndermeyin tabi, yolda mı buldunuz o güzel kokulu, ak-pak, akıl küpü şeyi?



Dün Mercan'ın anaokulu'nda çocukların özgüvenini arttırmak temalı bir oturum vardı. Pedagog aslında bildiğimiz ama itinayla unutabildiğimiz şeylere tekrar tekrar değildi. Ve bu tekrarı yapma amaçlarından biri gelecek eğitim döneminde ite kaka okula başlatılacak çocuklara

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Antik, ilkel ha bir de sevgi dolu!


Sadece futbol ile ilişkilendirilmemesi gerekse de bazı gazete, program adı, yayın vs. yüzünden sanırım özellikle 90 ve sonrası doğumlular için "fanatizm" sadece futbolla ilgili birşey. Elde mikrofonla İstiklal Caddesi başında durulsa ve geçen gençlere sorulsa "fanatizm nedir" diye cevapları %99 "futbol sevgisi" olur.

İşte anlaşılması güç gelen şeyde bu futbol sevgisi zaten

4 Mayıs 2012 Cuma

Kan ve Gözyaşları Ülkesinde

Kan ve Gözyaşları Ülkesinde - Dünya Savaşı Sırasında Mezopotamya'da Yaşananlar 1914-1918


1949’da vefat etmiş İsviçreli Hasta Bakıcı Jakob Künzler'in; Urfa'da tıbbi hizmet sunduğu dönemde tanıklık ettiği, üzgün, tarafsız ancak çaresizce kaleme aldığı olaylar. 1890-1920 tarihleri arasında, çok kültürlü bir coğrafyanın kana bulanışı!

30 Nisan 2012 Pazartesi

Devletin pamuk elleri


Devlet eliyle tecavüzcüler okşanır
Devlet eliyle ne kadar yazar, çizer, düşünür varsa içeri atılır
Devlet eliyle heykeller yıkılır

11 Nisan 2012 Çarşamba

Uygarlık, medeniyet.. Ne ola?


Birkaç ay evvel, hiç alakam olmadığı halde bir röportaj yapmış ve şöyle bir soru sormuştum muhattabıma;

"Ulaştırmaya verilen önemin, bir toplumun uygarlık düzeyine işaret ettiğini söyleyebilir miyiz?"

- Tabi ki... Gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ve gelişmemiş ülkeler var. Bunlara farklı açılardan baktığınız zaman ölçüyü görebilirsiniz. Ben şöyle bir örnek veriyorum; "zenginlik ölçüsü ne?" Milli gelir. 
.. şeklinde giden bir cevap vermişti.

9 Ocak 2012 Pazartesi

Çocuk istismarı, cinsel tabu vs.


Gündemde sıcak tutulması gereken bir konu olmasına rağmen son zamanlarda sıkça karşılaştığımız çocuk yaşta 'imam nikahı' ile evlendirilen ve gebe bırakılan çocuklara değinmek istiyorum.

'İmam nikahı' ile evlendirilen kızların nikahı kıyan imamların ahlaksızlığı ve bu nikahı uygun görerek nikahı gönül rahatlığı ile kıymaları ana tema olabilir, zira ahlaksızlık o kişilerin bireysel ahlaksızlığından geliyor.

2 Ocak 2012 Pazartesi

Girdiniz mi yeni yıla?


Hızlı hızlı hazırlanan 10 dk. da yenilen ve fütursuzca "ay ben çorba içip gelmiştim" şeklinde saygısızca tabakta bırakılan yemekler, ipini koparan kafayı yemiş çocuklar (Mercan dahil) ve "ay biz hiç yerli vodka içemeyiz, rus içeriz" şeklindeki anlamsız böbürlenmelerle geçen yılbaşı (! neye göre, kime göre) akşamının ardından başka birşey yok zihnimde. Artan mezeler ve o mezelerle 3 ekmeği katıp edip doyabilecek 8-10 kişiyi düşündüm sadece. Bir daha böyle bir organizasyon da yapmayacağım sanırım.

30 Aralık 2011 Cuma

Yeni yıldan tutarlı şeyler isteyin, elinizden gelebilecek şeyler

Güzel şeylerde olmuştur belki ama o kadar boktan bir yıldı ki bu 2011; 2012'ye girdiğimiz anda bunların ertesi gün hatırlanmayacak, unutulacak şeyler olduğunu bilsem "defol git artık" derim ona.

27 Aralık 2011 Salı

İnsanın aç gözlülüğüne karşı, hayvanların hakları



Victoria's Secret kozmetik ürünlerinin testlerini hayvanlar üzerinde gerçekleştirmiyor. -muş...

Bilemedim ben. Neden kimi ürünlerinde gerçek kürk kullanıyorlar ki acaba?


Bugün malesef (hala) 50-90 milyon arası hayvan, bilimsel araştırmalarda deneylerde kullanılarak çeşitli acılara maruz bırakıldığı tahmin ediliyor. Gerçi son 2 yıl içerisinde bu konuda çoğu firma politikasını değiştirerek testlerde hayvan kullanmaya son verdiklerini açıkladı. Ancak bitti mi, hayır bitmedi! Biyoloji, genetik, biyomedikal, kozmetik ve toksikoloji testlerinde hala hayvanları kullanıyorlar.

13 Aralık 2011 Salı

Yavşaklık Senfonisi





Anlamaya çalışmak zordur bazen. İnsan, genel olarak herhangi bir konuda düşünmeyi, merak etmeyi, ona öğretileni ve dikte edileni yaşamayı seçmenin kolaylığından olsa gerek lüzumsuz görür.

Öyle ya, durup bir an düşününceye kadar tüm bireyler ailelerinden  ve çevrelerinden edindikleri gündelik bilgilerle hayatlarını sürdürebilirler. 'Acaba', 'nasıl' gibi soruları sorulmadığı vakit; edinilmiş bilgilerin temellerine inilmezse ve en önemlisi 'seçebilme' özgürlüğü kullanılmazsa kişiler büyük ihtimalle anne-baba hükümdarlığından çıktıklarında da öğrenmiş oldukları kurallarla yaşarlar.

30 Kasım 2011 Çarşamba

Default

Şu hayatta, şu ülkede hele... Aksini belirtmediğiniz takdirde default bir bireysiniz. Sistem size, sizin için mutlak varsayılanı atar.

Doğunca nüfus cüzdanınızın din hanesine, erkekseniz muaf tutulacağınız zorunlu hizmetlere, kadınsanız toplum içerisinde bulunmanız gereken yere ve sosyal hayattaki duruşunuza, çoğunlukça kabul edilebilir düşüncelere.. vs bir 'varsayılan' atanır. Ve aslında hayatta pek çok şeyin bir 'varsayılanı' vardır.

29 Kasım 2011 Salı

Helal olsun!

Helal gıda ve helal internetten önce 'helal bilim'in temelleri atılmıştı arada kaynamasını istemiyorum. Bilim için bilim değil, halk için bilim ilkesinden yola çıkar. Ömer Çelakıl'ı da bu helal bilim kadrosuna alırlarsa bilimin tozunu attırırlar bence....

 Aşağıdaki video da AK'laştırılan Tübitak'ın gelecekteki konum ve icraatlarına işaret ediyor :))

Peygamber Ocağı?

"Vicdani ret hükümetimizin gündeminde asla olmamıştır. Askerlik bu millet için en kutsal vazife olarak kabul edilmiştir. Askerimize Mehmetçik derken bunun bir anlamı var. Bu küçük Muhammed anlamında Mehmetçiktir. Biz askerliği peygamber ocağı olarak gördük." Recep Tayyip Erdoğan
Öyleyse neden 30.000 TL'ye satıyorsun?

10 Kasım 2010 Çarşamba

Gurur, özlem ve saygıyla...

Bu sabah evden özellikle geç çıktım. 09:05'de yollarda ne olacaktı görmek için...

Bir okulda konuşma vardı, feryat figan bir kız konuşmasını okuyordu.

Birden sirenler duyulmaya başlandı.

Hiç ummuyordum ama araçlar durdu,

Kornalar çalındı,

Hatta yürüyen bazı insanlar durdu bile...

İnanılmaz gurur duydum.

"Demek ki" dedim, "Hala, Atamızı saygıyla anıyoruz"..

18 Ekim 2010 Pazartesi

domatesten girip koçtan çıktım

Dünyanın en pahalı memleketlerinden biriyiz. Neredeyse en pahalı benzinini yakıyoruz, en pahalı etini yiyoruz, hatta büyük bir çoğunluk yiyemiyor.

Şimdi bunlara bir de domates eklendi. Domates yaaaaa. Domates ulennn! Haftasonu bizim manavda 5,50 tl idi, ancak aldığım duyumlara göre semt semt değişiyormuş. Cihangir'de falan 10 tl imiş... yuh diyorum.


15 Ocak 2009 Perşembe

107 Yaşında Nihayet Made in Turkey


"Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz dedi Hikmet.
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne,
kapkara haykıran puntolarla,
bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
"Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz dedi Hikmet.
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz,
ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası,
Amerikan donanması, topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla:
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

Nazım Hikmet Ran


Nazım şiiri dinledim bir sürü, yine üzüldüm.