devlet kapısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
devlet kapısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Nisan 2012 Çarşamba

Uygarlık, medeniyet.. Ne ola?


Birkaç ay evvel, hiç alakam olmadığı halde bir röportaj yapmış ve şöyle bir soru sormuştum muhattabıma;

"Ulaştırmaya verilen önemin, bir toplumun uygarlık düzeyine işaret ettiğini söyleyebilir miyiz?"

- Tabi ki... Gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ve gelişmemiş ülkeler var. Bunlara farklı açılardan baktığınız zaman ölçüyü görebilirsiniz. Ben şöyle bir örnek veriyorum; "zenginlik ölçüsü ne?" Milli gelir. 
.. şeklinde giden bir cevap vermişti.

16 Mart 2012 Cuma

Pamuk yahut kızgın ateş...


Bildiğim kadarıyla Türkiye'de bir krematoryum yok. Yani hani beni veya benim gibileri geçtim, gayrimüslimlerin talebine karşılık verecek biryer yok. Yakılmak istiyorsan cenazen yurtdışına gönderiliyor, yakılıyorsun ve istiyorsa Türkiye'deki ailene iade ediliyorsun. 

Yani bildiğim kadarıyla böyle. Hayattayken yapmaya fırsat bulamadığın seyaheti yapıp geliyorsun belki...

Tuhaf değil mi?

24 Şubat 2012 Cuma

Vatandaşlık dediğin nedir ki?


Sondan başa gidecek olursak vatan; bir ulusun üzerinde yaşadığı toprak parçası, vatandaş ise bir toprak parçası üzerinde yaşayan ve o taprak parçasına hukuki bağlarla bağlı olan kişidir. Vatandaşlık o toprak üzerinde doğup büyümenin haricinde kazanılabilir ve kaybedilebilir birşeydir. 

Vatandaşlık, hak, ödev ve yükümlülükleri belirleyen hukuksal bir bağdır. Dolayısıyla kişilerin etnik kökenleri

9 Ocak 2012 Pazartesi

Çocuk istismarı, cinsel tabu vs.


Gündemde sıcak tutulması gereken bir konu olmasına rağmen son zamanlarda sıkça karşılaştığımız çocuk yaşta 'imam nikahı' ile evlendirilen ve gebe bırakılan çocuklara değinmek istiyorum.

'İmam nikahı' ile evlendirilen kızların nikahı kıyan imamların ahlaksızlığı ve bu nikahı uygun görerek nikahı gönül rahatlığı ile kıymaları ana tema olabilir, zira ahlaksızlık o kişilerin bireysel ahlaksızlığından geliyor.

30 Aralık 2011 Cuma

Yeni yıldan tutarlı şeyler isteyin, elinizden gelebilecek şeyler

Güzel şeylerde olmuştur belki ama o kadar boktan bir yıldı ki bu 2011; 2012'ye girdiğimiz anda bunların ertesi gün hatırlanmayacak, unutulacak şeyler olduğunu bilsem "defol git artık" derim ona.

29 Kasım 2011 Salı

Peygamber Ocağı?

"Vicdani ret hükümetimizin gündeminde asla olmamıştır. Askerlik bu millet için en kutsal vazife olarak kabul edilmiştir. Askerimize Mehmetçik derken bunun bir anlamı var. Bu küçük Muhammed anlamında Mehmetçiktir. Biz askerliği peygamber ocağı olarak gördük." Recep Tayyip Erdoğan
Öyleyse neden 30.000 TL'ye satıyorsun?

29 Ekim 2010 Cuma

Hükümet şeklini kutlayan bizim gibi başka alıklar var mı acaba?

Bugün kreş tatil, çoğu yerler gibi resmi tatil..Dolayısıyla ben de evdeyim.
Bugün herkes sosyal ağlarda birbirini parmaklayıp beğeniyor. O onun bayrağını bu bunun Atatürk'ünü..
Bugün zaten herkes sosyal ağlarda bayrak asıp, "ataaam ataaam" diyor.
Şu an tv'de bir program var, adı; Cumhuriyet Coşkusu!

Cumhuriyet'i farklı bir kulvarda savunmamız ve omuzumuzda taşımamız gerekirken, günübirlik bu coşkunun manası ne? Cumhuriyet resepsiyonlarla mı büyüyor, davet edileni edilmeyeni ve davete katılmayanıyla bu kadar meşgul ediliyoruz?

Ancak beyaz ekranlarda, renkli butonları tıklayarak sosyalleşebildiğimiz, artık okumaktan, anlamaya çalışmaktan ve popüler olanı gönül rahatlığıyla uygulamaktan çekincelerimiz olmadığı için artık şu tabloya bakıp hiç tereddütsüz bir şekilde kabul edebiliriz ki Türkiye üçüncü dünya ülkesidir. Gelişmekte olan falan da değil, üçüncü dünya ülkesi demek az gelişmiş demektir! bildiğin gelişmemiş hatta, gelişimini tamamlayamadığı gibi, tamamlayabilme çabası içinde de olmayan... bunu yapabilecek birlik, bütünlük ve hoşgörü içinde olamayan, saygıdan yoksun, millet olmanın getirebileceği muhtemel dürtülerden yoksun, yobaz, taşı toprağı peşkeş çeken insanlarca yönetilen; asla gelişemeyecek olan ülkedir.

Kimi profiline sonradan renklendirilmiş siyah beyaz atatürk fotoğrafı koyarak cumhuriyetimizi kutlar, biri tv'de keman falan eşliğinde böyle genç Türkiye Cumhuriyet'inin gençlik yıllarına ait böyle modern şarkılar, tangolar falan söyler, haber sunarken memeleri dışarı pöşküren kadınlar bugün münasebetiyle, nihayet kanun namına düzgün giyinebilirler... Bu kadarız biz çünkü. 

Bende istiyorum cumhuriyeti kutlamak, hatta yönetim biçimimizin pek iç açıcı olmamasına rağmen, başka türlü de olabileceği falan endişeleriyle kutlamayı istiyorum yine de... ama bir gün değil, başka günler de... Gurur duymayı, zorluklardan gelmişliği, büyük savaşlar vermiş olmayı ve sonunda Türkiye olmuşluğumuzu, "Türk ırkı" diye bir şeyin olmadığının farkına vararak kutlayabilmeyi isterdim.

Oysa ki..

Ne gururu? Kızın başına gelenlerin başka bir ülkede yaşıtı bir insanın başına gelmesi, üstelik eğitim yolunda; çok çok düşük bir ihtimaldir eminim ki. Ashley, erkenden başvurularını yapmış olmasına rağmen vizesini alamamış, uzun ve içinden çıkılamaz gibi görünen bir sürecin içine itilmiştir. Okumak için gidecekti oysa, vizesini alamadı, okullar açıldı, mağduriyetin yanı sıra 'tanrım ben nerede yanlış yaptım' durumları var şimdi. Hem bireysel, hem ailesel. Daha da acısı var ki, bunu nasıl bir cümleyle aktarsam bilemiyorum. 

Valla tuhaf ama gerçek ki; Ashley arkadaşımız üçüncü dünya ülkesi vatandaşı olduğu için aşağılanarak, neden türkiyedeki paralı bir okula başvuradığı konusunda ciddi ciddi azarlanmış.

Hemde; bir türk tarafından.

Paranla, dilinle, uyruğunla ancak bu ülkede bu kadar rencide edilirsin zaten.

Yaa..? işte buyrun gurur duyun



17 Eylül 2010 Cuma

Okulların açılmasından bize ne? mi ki ne?

Mini mini 1'ler okullu oldu, çalışkan 2'ler ve diğerleri ders başı yaptılar malum...

Yaklaşık 2-3 aydır, oğluma okul arıyorum. Kolej mi devlet mi diyorum, kolejlerin vaad ettikleri programlar ve eğitim planları "gel ha böle" diye çekerken kendi kendime "biz devlet okulunda büyüdük bi tarafımız da eksik değil, oğlum kolejli olunca başı göğe erer mi, bir çocuk 'almaya kapalı' ise yılda 20-30 bin lira sokuşturduğum kurumdaki insanlar ona ne verebilirdi?"

5 Kasım 2007 Pazartesi

Uzun sessizlik

Vefalı bir insan evladı olaraktan sizi daha fazla merakta bırakmaya gönlüm elvermedi.

Taşındık, yerleştik iyiyiz. Ancak TT'deki grev nedeniyle henüz internetimiz -bırak interneti telefonumuz bile- yok. ?!+^$#£

Derya bugünlere kadar iyi geldi keyfi yerinde, aklı da tabi merak etmeyin. Mercan efendi kocaman
adam oldu artık meyve / sebze püresi yiyiyor. Ancak tatlı olanı deli gibi yerken, diğerlerini yedirene kadar akla karayı seçtiriyor. Baba olarak ben çabuk pes etsem de Derya sabırla kertik kertik yediriyor. - gıptayla bakıyorum - Diş çıkartmadı, emeklemiyor da paşam.
İşine geldi mi dönüyor sadece işine gelmedi mi milim kıpırdamıyor :) Ellerini çok iyi kullanıyor,
yeri geldiğine burnumuzu veya yüzümüzü yakaladı mı kanatmadan kurtulamıyoruz. :) Ha bir de babasının yegane öğrettiği, merhaba deyince önce elini veriyor sonra da zııt erenköy -onu diyemese de- der misali hızla geri çekiyor :)

Şimdilik yanımda yeni resimlerden yok ama yarın söz resim de eklerim. Siz şimdilik yandaki bu linkte resimlerine bakın çoğu kişi
görmemiş farkındayım ayıp oluyor ama..

Herkese sevgi ve selamlar.