beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Nisan 2012 Salı

Hadi yiyin


İzlediğim bir kaç videonun etkisi, ideolojik olarak 'insanın tüketimi için hayvan üretimi'ne ters ters bakışım ile birleşince tavukla ilişiğimi 1 yılı aşkın bir süre önce kesmiştim. Kısa bir süre önce sadece kıyma ve salam olarak tükettiğim eti de hayatımdan çıkardım.

Marketlerde ilgili reyonlarda bulunan tavukları plastik ördeğe, yumurtaları ise naylon çoraba benzetiyorum. Çünkü tavuklar

11 Ocak 2011 Salı

10 gramlık anne de var, 1000 gramlıkta...

Anneannem derdi bu sözü, ona da annesi söylermiş; "anneler gram gramdır kızım, 10 gramlık da anne var, 1000 gramlıkta" diye..

Ne güzel bi sözdür bu gerçekten de.

13 Ekim 2008 Pazartesi

Guru guru guru

Ta-taaamm!
Abur cuburu severim, malum sadece huyunu suyunu benden çeken oğlumda abur cubur delisidir. 


Cep telefonuma ünlü bebek beslenme markalarının beslenmeye yönelik doğru ve yanlışları ihtiva eden mesajları periyodik olarak gelse ve üstüne basa basa "ona abur cubur yedirmeyin"deselerde ben yediriyorum. Yani tabi bu "al bakalım bu akşam yemeğinde soğan-domates aromalı cips ye" şeklinde olmuyor. Dışarıda dolaşırken, parkta yorulduğunda kudurduğunda bir köşeye çekip hızını kesebilmek için, muayyen günlerinde (diş patlatma) yemek yemediğinde ve bazen bizim elimizde gördüğünde yiyor işte. Ve oğlumla geçtiğimiz haftasonu yeni bir ürünü test ettik. Ürün o kadar yeni değildi ancak "gurme" isimli bir cipsten ne bekleyebilirdim ki? 

Birşeyler beklenmeliymiş demek.. Oğlum ve ben yedikçe yedik adeta, son
ra o bana verdi ben ona, babasına, parmaklarını yaladı :))) Birde bu sıralar Mercan'da bir abartma, bokunu çıkarma isteği var. Birşey yaptığında ona "aferim" falan dendiğinde daha çok aferim duymak için kayışı kopmuş çark gibi aynı şeyi tekrarlayıp duruyo. Yediği şey, her ne ise artık ağzına daha çok tıkmak olabilir bu, "mmmm" diye elini sallarken kendini de odada sağa sola savurmak olabilir, kafa sallamaya geçebilir.. böyle bir dönemdeyiz. Örneğin 1 hafta öncesine kadar beni kızdırdığı zamanlarda gelip yanağını uzatıyor ve öpmemi bekliyordu.. Hani barışacağız ya? Birde "anneeeee" demesi var zaten, oracıkta eri, ak, bulaş ortama! Neyse ben "tamam barışalım" dediğim anda okşayıp öpüyordum onu. 


Ama bana böyle yanağını uzatması öyle tatlı öyle güzel kokan birşey ki öp öp öp doyamıyor insan. "Ah biraz daha öpeyim, oh bal oğlum" diye diye bitiriyordum onu, onunda hoşuna gidiyordu. 1-2 gün içinde kendini daha çok öptürmek için küsme bahaneleri yaratmaya başladı. Şok oldum tabi yine. Gelip pat-küt tokat indirmeler, gözlüğümü çalmalar.... 

E tabi bu sefer ne yapacağımı bilemedim, çünkü zaten küseyim de barışalım diye yapıyordu. Barışalım da öpüşelim.... Şimdilerde çok ortalarda biryerdeyiz, sayın K ile konuşup Mercan'ı iplememeye karar verdik bir süreliğine. Çünkü anlamasına rağmen anlamamazlıktan geliyor artık çoğu şeyleri, veya zaten aslında tam olarak anlamıyor henüz. 

Siz ona "yapma oğlum kırılır" dediğinizde kötü birşey olduğunu ve aslında yapmaması gerektiğinden gayet emin. Ama.. Kırılmak ne demek ki onun için? Kırılırsa n'olur yani, dünyanın sonu mu gelir, sütsüz mü kalırım, yastığımı mı parçalar annem? Hiçbişey.. Amaaaaan ko gitsin!

İşte bu yüzden "yapma oğlum, bırak oğlum, hayır oğlum" ları azalttık biraz. O yaptığı yanlış şeyi üstelemeye çalışırken başka birşeyle ortamı değiştiriyoruz, sonra "oğlum niye öyle yaptın, bak ama ne oldu" lara geçiyoruz.. 

Büyüdükçe inanılmaz tatlı, eğlenceli, akıl küpü oluyorlar. Hiç beklemediğiniz şeyler yapabiliyorlar. Aniden... Hep dümdüz yürürken birden geri geri yürümeye başlamak gibi. O anda onu tebrik etmek, alkışlamak, farkındalığı belli etmek
gerek. 


Dün akşam babasının anahtarlarını almış elinde oynuyordu. Sonra birden anahtarı cebine koymaya çalıştığını farkettik. Bir eliyle eşofmanının cebini çekiştiriyor bir yandan da o anahtarı oraya koymaya çalışıyordu, bir türlü denk getiremedi. Sonra başardı sevindi, rahatladı. Hemen gülmeye başladık bizde tabi. Bizim güldüğümüzü farkedince daha mutlu oldu, zıplayıp cebindeki anahtarı şıngırdatmaya başladı bu sefer.. Daha çok güldük tabi, bunu akıl etmesi tuhaf geldi o anda bize. Ve daha da mutlu oldu oğlum.. 
Canım oğlum.

5 Ekim 2008 Pazar

29 Ağustos 2007 Çarşamba

Peri Meri Beklemeyin....

Uzmanlar sağolsun!

Ya onlar ara sıra anlaşılır oluyor yada ben ara sıra anlıyorum ve uyguluyorum anlatmak istediklerini.

Haklılarmış.

3-6 ay arası bebekler günde maksimum 15 saat uyurlarmış. Bu hakkın çoğunu gündüz kullanırsan gece doğal bebeğin uyumazmış. Gündüz uykusu 5 saatle sınırlı kalmalı. Gerisini geceye saklıyoruz..

Şimdi bunu anneanneme söylesem "kızım bebek bu. uyku uykunun mayasıdır. gece uyusun diye gündüz uyutulmaz mı çocuk? bebek bu! uyuyacak da büyüyecek" der ki.. sanırım kulaklara aşina gelecek bir replik bu. Hangi uzman önerisinden bahsetsem "kızım bebek bu.." diye başlayan ve yine "bebek bu canım!" diye biten cümleler kuruluyor zira...

Bunu söylemedim bende :))

Evet uyguluyoruz.

2 gündür hayat daha güzel.

İlk günümüz ağlamaklı geçti. Çünkü gündüz uykularına uyanıp, mama içip tekrar dalmak alışkanlığımız vardı. Denemekten bir zarar gelmez diye düşündüm ve mamasını içirip tekrar uyutmaya çalışmadım. Günlük bir program yaptık. Hem bu şekilde Mercan ile daha kaliteli vakit geçirdiğime inanıyorum. Sabah 11:00e kadar oyun halısında çeşitli oyunlar oynayıp avrupa kanallarından çizgi filmler izliyoruz. Farklı diller kulağına cazip geldiği için pür dikkat izliyor mutlaka. Sonra 1-1,5 saat uyku ve meyve saati! Evet artık biz meyve suyu içiyoruz. Elma, havuç-şeftali, havuç-elma olmak üzere 3 alternatifimiz var şimdilik. Tabi ki üzüm, çilek, kiraz, kavun, karpuz da tattırılabilir ancak ara öğün olarak tüketecek kadar büyümedik henüz. Meyve suyunu hazırlarken mutlaka yanıma alıyorum, yaptığım herşeyi anlatıyorum ona.

"Eveeet, muhteşem oranj havucumuz soyundu dökündü şimdi rende zamanııı"

Bazen bir küçük parça eline veriyorum. Hoş onu tutup bilinçli olarak ağzında kemirme olgunluğuna erişemedi ancak ağzına verince gayet güzel kemiriyor. Bu da bir diş kaşıma alternatifidir...

İşimiz bitince önlüğümüzü takıyoruz ve afiyetle meyve suyumuzu içiyoruz. Midemizin yatışması için düz yatıp ayak parmaklarımızı seyrediyoruz. Gözünden uyku akıyor bazen.. "hadi artık uyuyalım" dercesine bakıyor ve "ııığıııhhh" diyor ama anne yemez!

Video izleme zamanı! Baby Einstein serisinden Baby Noah'ı severek izliyor Mercan. 15-20 dk sona biraz mızıldanıyor kimi zaman. Ancak güzel bir kabiliyeti var ki hayran oluyorum. Malum görüntüleri algılama konusunda henüz zayıfız. Ancak kulağımız çok iyi! Müziğe, müziğin ritmine acayip hoş tepkiler veriyor. Hayvan isimlerinin söylendiği es verilen yerlerde koca bir "hiyaah" diyor ki anne kişi hasta olur bu durum karşısında.

İyice haşadı çıkan yavruyu uyutuyorum 15:30-16:00 gibi. 1 saat sonra kendiliğinden uyanıp keyif mamasını içiyor. Baba gelene kadar yine oyun. Balkonda batan güneşin arkasından göbek atıyoruz.

Baba gelince kucakta gezinmece, sohbet muhabbet, ılık bir banyo, yağlı bir masaj ve...

Mışıl mışıl uyuyoruz :)

















Tatlı rüyalar;
Uzmanlara henüz kulak vermemiş anneler :)

Ps: Bebeklerinize ilk 6 ay sadece anne sütü veriniz. Anne sütü verilemediği durumlarda; yetersiz ise veya sütten kesmek gerekmiş ise dr. tavsiyesi ile hazır mamalara geçtikten sonra ara öğün olarak meyve suyu ve yoğurt bebeklere verilmelidir. Emziriyorsanız meyveleri tattırın. Ancak sıkıp suyunu vermeyin. Bu cazip tat onu anne sütüyle yüz göz olmaktan soğutabilir. Ayrıca anne sütünü derin dorucuda saklayarak önümüzdeki aylarda (4. aydan sonra)bebeğiniz için yoğurt mayalayabilirsiniz. Bebeğe verilecek meyve suları da yoğurt da taze olmalıdır. Bu yüzden az miktarlarda birer öğünlük (90 cc yeterli-3-3,5 ay için)) hazırlamakta fayda vardır.