öğrenmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öğrenmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ekim 2012 Cuma

Havuçla imtihan


Mercan'a doğumundan itibaren erkek ve kız bebeklerin maruz kaldığı "kıza pembe, erkeğe mavi" sendromundan uzak tutup, turuncuya abanmamız yüzünden mi bilinmez; turuncu rengi pek sever. Çocuğun tulumundan eldivenine, arabasından eldivenine çoğu şey turuncuydu.

Sonrasında bu turuncu aşkı; diş çıkarma dönemlerinde kaşıması için eline verdiğim havuçla bütünleşti ve "turuncu & havuç aşkı" meydana geldi. Havuç halen Mercan'ın en sevdiği atıştırmalıktır. Öyle bir dönem dedesinin verdiği japon balığına havuç adını vermişti. Zaten balığı isteme sebebi de turuncu oluşuydu…

Farkında olmadan ona bu rengi kodlamış olabiliriz. Halen turuncuyu çok seviyor oluşu da aidiyet ve güven duygusuyla alakaladır büyük ihtimalle…

22 Ağustos 2012 Çarşamba

Olanları unutalım...


Dün akşam üzeri Mercan scootera binmek istedi, çıktık…

Bir süre bindikten sonra parktaki çocukların kaymalı, koşmalı, tepişmeli park oyunları daha cazip geldiği için tam da tahmin ettiğim gibi yanıma geldi ve;

"Anne bu söylediğim hiç hoşuna gitmiycek amaaaa….-Ağzını elleriyle tuttu- Ben şey, parkta oynayabilir miyim"

Ne zaman bisiklet veya scooterla dışarıya çıksa aynı şeyi yaptığı için sıkça kızabiliyorum çünkü. "Parka oynayacaksan boşu boşuna bu aletleri taşımayalım" diyebiliyorum hatta yaklaşık 10 dk. uzattığım bile oluyordur.

16 Ağustos 2012 Perşembe

Bayram dediğin..


Bayram ritüelimiz, aile büyüklerini nezaketen ziyaretlerimizle veya telefonlaşmalardan ibaret olduğundan Mercan'ın da bayram bilinci renkler, kokular, olaylar veya vesairelerle bezeli değildir. Ama anahtar kelimeleri ilişkilendirmeyi bilir.

Yine geçen akşam haberlerde, bu aralar pek pataklamak istediğim haber programlarından birinde "ramazan bayramı yaklaşıyor, vatandaş alışverişe akın ediyor, esnaf kan ağlıyor…" hölölü bir haber vardı. Haberi yapan, bir mağazaya girmiş "o ne kadan, bu ne kadan" diye eteklere ceketlere bakarken, Mercan soruyu yapıştırdı;

- Yaşasın kostüm mü giyicez

+ (adece değişik, farklı, veya yeni kıyafet giymeden bahsettiğini varsayarak) olabilir, illa yeni almaya gerek yok ama, evimizdeki yeni gibi, temiz düzgün kıyafetleri de giyebiliriz.

- Yeni kostüm alalım!!!

+ (farklı birşeyden bahsettiğini o zaman anladım) heee yok oğlum öyle kostüm değil, normal kıyafetlerden bahsediyor haberde…

- Cadılar bayramı ne zaman gelecek?


gülmeyece, yarılmaca...

3 Temmuz 2012 Salı

"Sayın seyirciler..."


Dün eve gittiğimde fellik felik tv kanalı zapladım. Yok! Hiçbiryerde yangın yeri yok, Sivas yok, katliam yok.. Hatta bu anahtar kelimeleri barındıran diğer haberleri de özellikle bültene almadıklarını düşünmeye başladım.

Sonra Cem Tv diye bir kanal var, buraya düştü yolum. "Kaybettiklerimize" diye anıyorlardı. O anda hiçbirşey düşünemedim. Anmalar bile yanlı mı olmalıydı dedim biraz, sonra vazgeçtim, yakarken yanlı olan, yananı söndürürken de yanlı olur, yananların küllerini yanlı çömleklerde toplayıp, küle dönüşmeyenleri yanlı topraklara gömebilir ve yanlı insanlar gözyaşları dökerdi elbet. Herşey bu kadar yanlıyken, 'bizden olmayan' bu garibanları anmakta yanlılığın gerektirdiklerinden en önemlisiydi!!! Burası yanlılıkların imparatorluğu, sultan 1.rte'nin hüküm sürdüğü yerdi.

24 Şubat 2012 Cuma

Vatandaşlık dediğin nedir ki?


Sondan başa gidecek olursak vatan; bir ulusun üzerinde yaşadığı toprak parçası, vatandaş ise bir toprak parçası üzerinde yaşayan ve o taprak parçasına hukuki bağlarla bağlı olan kişidir. Vatandaşlık o toprak üzerinde doğup büyümenin haricinde kazanılabilir ve kaybedilebilir birşeydir. 

Vatandaşlık, hak, ödev ve yükümlülükleri belirleyen hukuksal bir bağdır. Dolayısıyla kişilerin etnik kökenleri

24 Ocak 2012 Salı

Ebru Yapımı

Ben 'ebru' ile 7 yaşında tanıştım. İlkokul öğretmenimin girişimciliği, öğrencilerine kitaplarda yazanların dışında şeyler öğretme gerekliliği hissetmesiyle bütünleşmişti. Türk Sanat Müziği ile tanışmam, evren hakkında  ve başka bir çok konuda düşüncelere kapılmam onun sayesindeydi.

13 Ocak 2012 Cuma

Çocuklarda Cinsel Merak


Mercan dün akşam eğilmemi isteyip, kulağıma..

- Anne A.(bir kız) pipisini gösteydi
- neee? niye?
- çünkü C. ona göstey dedi o da gösteydi
- öğretmeniniz görmedi mi? neredeydi?
- sınıftaydı ama A. masanın altında gösteydi kimse göymedi
- sende baktın mı?
- ı-ıh (mı acaba)

10 Ocak 2012 Salı

İçinde Yaşadığım Deri


Yazar, çizer ve müzik dalında da hatırı sayılır besteci, yorumcu ismi bilirim lakin yönetmen falan denince; film izlemeyi sevmeme rağmen yönetmen isimlerini hiç aklımda tutmadığımı, ilgilenmediğimi farkettim. Şayet izlediğim ve beğenmiş olduğum filme anlam yükleyen kişi yönetmen aslında. Oyuncuların payı yadsınamaz ancak, filme kokusunu veren yönetmen. Ve ben bugüne kadar izleyip beğenmiş olduğum birçok filmin yönetmeniyle ilgilenmediğimi farkettim. 

Steven Spielberg, Wachowski Kardeşler, Quentin Tarantino, Oliver Stone, Woody Allen ve Tony Gatlif aklıma gelen ilk isimler.

Belki zilyon tane film izledim, milyon tanesine "uuu" dedim ama yönetmenlerini tanımıyorum.

Haftasonu bir isim çalındı kulağıma; Almadovar...

Pedro Almodovar

22 Aralık 2011 Perşembe

Evrimi Anlamak

Mercan'ın dinozor merakı malum, onu doyurmak için bildiklerimizi anlattık, alabileceğimiz kitapları aldık, bulduğumuz tüm belgeselleri videoları izlettik. Dinozorların totalde yaklaşık 156 milyon küsür yıl yaşadıklarını (tabi bu rakam onun için birşey ifade etmiyor, 50'ye kadar sayabildiği için, ama çok çok çok bir zaman olduğunu biliyor) ve bu süreç içerisinde evrilerek farklı boylara geldiklerini, büyüdüklerini küçüldüklerini, farklı formlara büründüklerini, et yiyenini, ot yiyenini, uçanını kaçanını biliyor. Ayrıca bu bilgilerin nasıl

28 Kasım 2011 Pazartesi

Okul öncesi eğitim hususu...

Geçtiğimiz ve benim kayda almadığım süreç içerisinde kayda değer en önemli hamle Mercan'ın kreşini değiştirmekti.

Başlayan yeni öğretim döneminde mevcut (şimdinin eskisi) kreşin, 5 yaş grubuna yönelik eğitim politikası ve yaklaşımı, sonracığıma 5 yaş grubunun öğrenme yetisine yaklaşımı, eğitim gereksinimlerini tespit yöntemi ve son olarak da bu gereksinimlere yanıt verme yöntemi beni ve sevgilimi biraz gerdi.

10 Mayıs 2011 Salı

Anılar üzerine...

Benim 3 yaşıma dair iyi kötü anılarım var. Söyleyince aptalca geliyor ama; erkek kardeşimle aramda 4 yaş olduğunu, ve hatırladığım anılarda henüz onun aramıza katılmamış olmasını hesaba katarsak o anılar benim 3 yaşıma ait.

3 Mayıs 2011 Salı

17 Mart 2011 Perşembe

Tahammül V.0.3

Bazı fena huylarım var. Fena olmalarına karşın seviyorum aslında içten içe... Hatta bu huylarımı update ettiğimi bile söyleyebilirim. Mikrobik bir oğlak burcu özelliği olsa gerek. Biraz insan seçiyorum. Başlangıçta değil, ilerleyen zamanda kötü olarak nitelendirebileceğim özellikleri yüzünden üstünü çiziyorum.
Ve bunu bazen fazla kişiselleştiriyorum. Yani o kişinin tamamen kendi karizmasını ilgilendiren bir konuda kendim mesuliyet alabiliyorum.

5 Şubat 2011 Cumartesi

aktif

Ofiste sabahlamalı, koltuk tepelerinde tünemeli, mercansız, sevimsiz, tek renk bir haftanın ardından elimde önceden oluşturulmuş 'haftasonu neler yapılabilir' listesi olması gerektiğini düşündüm. 

Yatmalı mı, oyun mu oynamalı, gezmeli mi ne yapmalı valla bilmiyorum. Salonda bir köşede 4 kitabın üst üste durduğunu farkettim. Son bir ayda kitap alma konusunda haddimi aşmışım sanırım, kiminin ilk bölümü, kiminin ilk 20-30 sayfası kiminin önsözünü anca okumuşumdur. Şimdi bu postu gönderdikten sonra gözümü kapatıp elimi atacağım ilk şanslı kitabı sonuna kadar okuyup bitirmek üzere akşam açmayı unuttuğum şarabımı açıp and içeceğim.

22 Ocak 2011 Cumartesi

En iyi dost, peynirli tost

Dedemin tek eliyle yaptığı (felç geçirdiği için sağ tarafını hala kullanamıyor tam olarak) tost o kadar lezzetli gelmiş ki Mercan'a, kaç gündür "dedemin sandiviçindeeen" diye tost makinasının başına köpek ediyor beni. Sonra köşeden köşeye kesip 2 eşit üçgen olarak sunmazsam da kalayı yiyorum ayrıca. Dün akşam bir kase pilavı, bir küçük kase karnıbaharı, iki lokma nutellalı ekmeği ve 1 salatalığı yedikten sonra tutturdu 'dedemin sandviçindeeen'!

31 Aralık 2010 Cuma

Hep gelen ama hiç gitmeyen şey....

Bizim hayatımızın bir kısmında birikip duran şey, geldin yine, ne getirdin bize?

Aman, biz iki kadeh birşey içip dostlarla tıkınacağız, rica ediyorum tadımı tuzumu kaçırma, verdiklerin dursun yerinde de, sadece verdiklerine elleşme...

Başka bir dileğim yok, ha bir de ne isterim? iyilik, sağlık, huzur...

29 Kasım 2010 Pazartesi

son zamanların en yapışık, en kokulu ve renkli haftasonusu..!

Bir vakit kitap alışverişi yapasım gelmişti yine. Hani kuaföre gidesi, ayakkabı alası, eve gelince "ben bunu niye aldım" diyesi gelir ya kadın insanının. Öyle işte... benim de kitap alasım geliyor bazen. Tabi aradan zaman geçiyor ve bakıyorum "ben bunu alırken neremle okudum" diyorum.

'Kertenkele Tatil köyüne hoş geldiniz' isimli bir kitap almışım mesela Mercan'a. Almışım diyorum ama aldığımı hatırlıyorum. Sadece internetten bakıp edip ellemeden, koklamadan sayfalarını çevirmeden aldığım için 'almışım' diyebilirim çünkü algı kapalıydı büyük ihtimalle o anda.

23 Kasım 2010 Salı

moderen

Dün akşam inanılmaz güzel bir akşamdı.

Herşey yine bendenizin küçük yalanıyla başladı;
- televizyon arızalı hayatım (silinmiş bir kanalın karanlık arıza mesajlı ekranını göstererek) üzgünüm, olsun müzik dinler sohbet ederiz (ben10 izleyecek ardından da 'hayvanat bahçesi' diye tabir ettiği belgesellere dalacak çünkü) 
dedim..

Ve Mercan oğlum, kesinlikle itiraz etmeden, isyan bayraklarını açmadan kabul etti bunu. Sonra gururunu okşadım "hadi gel oğlumla mum ışığında şöyle güzel bir yemek yiyelim" dedim.

- nee mummu yakçaas?

30 Ekim 2010 Cumartesi

sepet değil, poşet çay

istediğim bir fincan yeşil çaydı, tarçınlı....

- annneeeee o ne sepetçaymı?



reklamlar ve çocuklarımıza attach ettikleri konulu bir yazı yazasım geldi, alee aağğoğğlu, çay reklamları, birde geçenlerde yayına giren bol bacaklı çorap reklamı gündemimizden düşmüyor...ama şimdi değil, parka gidip dondurma olacakmışız.

22 Haziran 2010 Salı

herşeye 2 kere bakıyorum


Olay sonradan Türk filmine dönebilir diye tırstım sanırım. Herşeye gülerek falan bakıyorum. Saat 11.00 sularında çizecekler gözlerimi. hadi bakalım, bakabilecekmiyiz gözlüksüz?