yenilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yenilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ocak 2014 Perşembe

Bir şey olsun.. sevilesi

Yaklaşık 1 yıldır kedi arıyoruz ailecek. Eve bir kedi... Ama petshoptan ordan buradan değil, sokaktan.. Hani annesinden alınmış da terkedilmiş, bakıma ilgiye sevgiye muhtaç bir kedicik. Lakin yok! Bulamadık o kediyi. 

Aradan zaman geçti. Kedi olan evi pis ve tiksindirici bulan iğrenç insanların "kedi alırsanız hayatta gelmem"lerine inat aramaya devam ettik. Zaten çokta umrumuzdaydı açıkçası! Fakat tüm ısrarlarımıza rağmen bulamadık. 

Bulamadık, bulamadık ama birşey farkettik. Aradığımız şey, kolay yoldan "kedi" diye sıfatlandırdığımız aslında teorik olarak aileye katılacak yeni bir sevgi öğesiydi. 

Yani sevilecek 'bir şey daha' idi.

8 Kasım 2012 Perşembe

Refresh üstüne refresh


Hislerim biraz karışık. 'Benim canım sıkıldı' şımarıklığımla Alaska'dan Himalaya'ya olan ani yolculuğumdandır herhalde.

İş yaşantımı birden değiştirdim. Oğlumu anaokulundan aldım; ki geçtiğimiz 1 hafta içinde kesinlikle iyi birşey yaptığımı düşünmeye başladık. Önceleri akşamdan akşama yemek yapmak gibi dünyanın en büyük sıkıntısı sandığım bir meşgalem varken; şimdi sabah öğle akşam farklı menüler hazırlamak, işimle ilgilenmek, Mercan'a çeşitli uğraşlar bulmak, oyun oynamak ve "höf yoruldum" diye kendimi bir kenara atmamak zorundayım.

1 Kasım 2012 Perşembe

Havadis

Sonuna gelmeden yazmadım, hatta herkese söylemedim bile; bir sürü "aaağ niye" sorusuna maruz kalmayayım diye.

Şimdi sonuna gelip, o eşikten atlamış bulunmaktayım. Bugün yeni hayatımın 1.günü..

28 Mart 2012 Çarşamba

update

Bugün GSM operatörümü değiştirdim, numaramı taşıdım yani. Nedense çok heyecanlandım, ayrıca kolay olduğu için sevindim, "oh bu da aradan çıktı, iyi oldu" falan dedim. Sanırım uzun zamandır küçük heyecanlara muhtaç bir şekilde yaşıyorum ki bu numara taşıma işi bile midemde kelebeklerin uçuşmasına sebep oldu.

23 Aralık 2011 Cuma

Pastel Boyaları Değerlendirme

Can sıkıntısı oluşabiliyor bazen. Böyle vakitlerde evdeki çer-çöple haşır neşir olarak hem külfeti kaldırmak hem de çocuğumuza eğlenceli vakit geçirtebilmek mümkün.

   

31 Aralık 2010 Cuma

Hep gelen ama hiç gitmeyen şey....

Bizim hayatımızın bir kısmında birikip duran şey, geldin yine, ne getirdin bize?

Aman, biz iki kadeh birşey içip dostlarla tıkınacağız, rica ediyorum tadımı tuzumu kaçırma, verdiklerin dursun yerinde de, sadece verdiklerine elleşme...

Başka bir dileğim yok, ha bir de ne isterim? iyilik, sağlık, huzur...

3 Aralık 2009 Perşembe

****************
biy assan miyv dedi minik kedi korktu keyebek yeye düştüüü ayı ona ey verdi assan korktu yazık keyebeee anne ayı ona ey verdi atatüyk öyemezsin
*********




:)))

1 akşam önceki potporin buydu oğlum.

bir kaç saat öncesine kadar tüm şarkıları üsturuplu bir şekilde icra ederken, babana konser vermeni istediğimde tuttun hepsini birbirine soktun, sonunda da daha önce hiç ağzından duymadığım birşeyi söyledin..

'atatüyk öyemezsin'

sonrada katıla katıla güldün.

bence yaşına göre güzel yapıyorsun bu işi. yani şarkı-şiir ezberleme işini. çok hoşuma gidiyor senin gelip mutfakta bülbül gibi şakıman...

mikicim, büyüdün valla oğlum ya.

yani öyle bir şey ki, hani ayakkabını çıkartırken yerde gördüğün karıncayı ezip, sonra da "anneeeee bak gebeydi" diyosun ya.. aslında birisi için "geberdi" falan demen hoş olmasada söyleyiş tarzın, bıçkınlığın, delikanlı oluşun başımı döndürüyor.

veya hani sana "seni çok seviyorum" dediğimde, "hayıy ben daaa çok seviyoyum" diye lafı uzatman ve işi bir tür atışmaya çevirmen.

bu arada başım dönüyor demişken.. harbi başım çok dönüyor bu aralar, popomu kaldırıp doktora gitmem lazım ama malum geçirdiğim kötü tecrübeler yüzünden hastaneye gitmeye korkuyor, doktorlara şikayetlerimi anlatmaya tırsıyorum.

doğruya doğru.

doktora gitmedim ama sigarayı bıraktım.

dün.

senin için, benim için, baban için.

artık hayatımdan kesinlikle çıktı. hoş sen sigarayla aramızdaki ilişkiye zaten tanık olmadın çok şükür, hiç göstermedim sana kendimi elimde sigarayla, baban da göstermedi. ama vardı işte.. itiraf ediyorum. çok pis sigara içiyorduk miki. ama artık içmiyoruz. bak buraya da yazdım, hayatta sürmem ağzıma. su içiyim, çay içiyim meyve yiyim dimi annecim.

sen 20 yaşına geldiğinde sesimin travestiler gibi çıkmasını ve seninle gezip tozamamayı, hastalıklı 'yaşlanan' anne olarak evde oturmayı istemiyorum.

kesinlikle

seni seviyom beybi

bu çiçekler de bana olsun hadi :)))


15 Haziran 2009 Pazartesi

En sevdiğim sorudur...

Bunda yakınacak, şikayet edecek, sıkılacak bunalacak ve cevap vermede bıkılacak ne var bilmiyorum. Hayatım boyunca bana sorulan en güzel ve en anlamlı sorudur.. "Mu ne?"

Canımın içi yavrucuğum... Bu soruyu üst üste kaç kere soruyor saymadım bile. Belki 5 belki 12... "Mu ne"nin cevabını almasına ve bunu anlamsına rağmen tekrar ısrarla sorması sadece onu ne kadar ciddiye aldığımı tespit edebilmesi için. Kesinlikle. Çünkü farkettim ki son bir haftadır falan benim isteklerime veya sözlerime daha fazla itimat eder, söz dinler oldu. Eee öyle. Herşey karşılıklı. Ben onu ne kadar ciddiye alırsam o da beni o kadar ciddiye alıyor.

Ki yani şu 2 hafta içinde merak eder oldum gerçekten. İnsan nasıl "mu ne" sorusundan şikayetçi olabilir ki? Çok güzel çok tatlı soruyor. Zilyon kere sorsun yine "o domates oğlum" diyebilirim. Zaten dediğim gibi anlamadığından değil, iplendiğinden emin olmak için soruyo. Çünkü 4-5. sorudan sonra ben nasıl gülmeye başlamışsam o da gülmeye başlıyor ve gıdıklanıyormuş gibi gülüyoruz ana-oğul karşılıklı.

Bir de "o ne mu ne" diye dalga geçiyor hatta. Hatta hatta kafa karıştırmak için değişik yerlerden soruyor. Hele en kazık sorusu parmağını ortalık yere doğrultarak sorduğu "mu ne" sorusu. Ben ne biliyim o ne :))))) Neyi gösterdiği belli değil ki. Elini tutup çeviriyorum "hangisi oğlum bu mu bu mu.." demek için. Parmağını gösterip "mu ne" diyor :)))) İnsan nasıl sıkılır.

Canım oğlum! Yakışıklı bademim, kuzu kulağım, yoğurt kaymağım!

Bu arada Mercan, cumartesi günkü açılışımızda pastamızı üfledi. Neyin açılışımı.. Acansımızın açılışı. Deliler gibi ilan edemedim bazı sebeplerden ötürü ama ben bir reklam ajansı açtım laf aramızda. Bunu da laf arasında yazıyorum ki çok dikkat çekmesin diye :))) Şimdi geriye geberene kadar çalışmak kalıyor. Biz sevgili ortağımla buna alışık olduğumuzdan ve pek bir zevk aldığımızdan hiç sıkıntı çekmeyeceğiz.

  

Fotoğraflarla döneceğimdir..