Bira bardağını suluboya yaparken kullanmak mı hata
Yoksa uzun zamandır bira içmediğini bile bile o bardaktan medet ummakmı?
* * *
Basit bir şekilde işim bittiğinde bardağı boşaltarak oluşabilecek dalgınlığa bağlı kazaları önleyebilirdim.
Neyse ölen veya yaralanan yok.
* * *
Gelir bahar ayları gevşer gönül yayları derler de, baharın bozduğu ender insanlardan biriyim sanırım. 3 gündür bitmek tükenmek bilmeyen başağrısı, sabah yataktan kalkamayan beden, tembelleşmiş, üşengeç kişilik...!
sıcak havalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sıcak havalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Nisan 2013 Perşembe
11 Temmuz 2012 Çarşamba
sıcak, nemli ve gerginim!
Hayatta beni en çok geren şey ilkbahar sanırım. Çünkü yaza yaklaşılmıştır; artık klima, vantilatör, yelpaze gibi serinleticiler olmadan kendi halinde takılamazsın. Yaza uygun giyimde yoktur mesela. Çünkü istersen çıplak gez; yine terlersin!
Tek kelimeyle yazdan nefret ediyorum!
Grafik tabletim dolapta öylece duruyordu, çıkardım; bir daha kaldırmam sanıyorum..
3 Mayıs 2011 Salı
Ben iktidara gelirsem, herkese bir skutır verecem
Güneş kendini gösterip kaçtı ama, herkesin güneşi kendine..
Bende kendi güneşimi aldım çıktım dışarı
30 Haziran 2008 Pazartesi
İnanamıyorum dr. bey, oğlum büyüdü
Blogger anneler çocuklarının gelişimini paylaşıp dururken, ben hala anne oluşuma, hızla büyüyen ve beni şaşırtan oğluma takılmış kalmış durumdayım.
Mercan'da gelişiyor canım :) Mercan artık, nihayet yürüyor. Evde öncesinde ulaşamadığı yanaşamadığı yerlere gidip karıştırıyor, bizi takip ediyor, küçük emirlere uyup kuryelik yapıyor, gidilmesi yasak olan yerlerde onu kural ihlal etmeye yönelten şeyler var ise orada durup bizi çağırıyor. Mesela banyo; oraya tek başına girmesine her zaman karşı çıktığımız ve kapıyı daima kapalı tuttuğumuz için, es kaza kapı açık kalmış olsa oraya gidip sesleniyor. Hala oturduğu yerden kalkmayı beceremediği için, yere oturmamayı veya eğilmemeyi tercih ediyor genelde. Ama elinden birşeyi düşürür veya bir eşyayı yerinden düşürürse yine seslenerek almamızı emrediyor.
Dışarıda ise kalabalığın ve mekanın büyüklüğünün içinde sağa sola gidip dönüp duruyor. Sanki bir oyuncak gibi, bir nesneye çarpınca yönünü değiştiren... Çoğu isteğimizi yerine getiriyor. Her komutu anlıyor. Bu kadar anlamasına rağmen hala etkin bir şekilde konuşmamasını ise sivri zekalılığına veriyoruz oğlumun, zira eğer konuşursa bizi parmağında oynatamayabilir. Bu yolla herşeyi "bu mu, o mu, şu mu" diye şekilden şekile giriyoruz çünkü.
Dışarıda ise kalabalığın ve mekanın büyüklüğünün içinde sağa sola gidip dönüp duruyor. Sanki bir oyuncak gibi, bir nesneye çarpınca yönünü değiştiren... Çoğu isteğimizi yerine getiriyor. Her komutu anlıyor. Bu kadar anlamasına rağmen hala etkin bir şekilde konuşmamasını ise sivri zekalılığına veriyoruz oğlumun, zira eğer konuşursa bizi parmağında oynatamayabilir. Bu yolla herşeyi "bu mu, o mu, şu mu" diye şekilden şekile giriyoruz çünkü.
Bazen gözünün önünde olmayan birşey aklına geliyor ve onu istiyor mesela işte o zaman iş çok çok zorlaşıyor çünkü Mercan'ın aldığı tavır "yeter üleeeyn getirin şunu" tarzından ve su gibi emzik gibi her gak-guk dediğinde ona sunduğumuz birşeyi istermişçesine.
Geçtiğimiz haftasonu karpuz istedi. Ama bu sefer "kaapus" de
di. Şok olduk! Anne-baba demeye üşenen, işi düşünce "anniii" diyen oğlum karpuz istedi. Sözlü olarak. Ve dolaptan çıkarıp huzuruna sunduğumuzda sabrı iyice taştı "hiyaaaa" diye bir çığlık atıverdi.
di. Şok olduk! Anne-baba demeye üşenen, işi düşünce "anniii" diyen oğlum karpuz istedi. Sözlü olarak. Ve dolaptan çıkarıp huzuruna sunduğumuzda sabrı iyice taştı "hiyaaaa" diye bir çığlık atıverdi. Zaten şu sıralar hava muhaletefeti yüzünden iştahı kesilen Mercan'ın severek ve isteyerek hatta bayılarak yediği tek şey karpuz diyebilirim. Mutfağa gelir bir parça alır tam mutfaktan çıkacakken ağzındakini yuttuğunu farkeder ve geri döner. Bu şekilde 6-7 kere mutfak kapısından döndükten sonra pes ederek mutfaktaki kilimin üzerine pat diye koyar popoyu :)

Bende bahsettim oğlumun gelişiminden. Eh ne de olsa anneyim. Tüm anneler gibi; birbirimizden daha anne, daha hassas, daha duyarlı, daha dikkatli!
İnkar edenler olabilir ancak, her anne gibi bazı çocuklara imreniyorum. Mesela Dante'ye... Dante Mercan'dan küçük olmasına rağmen çok daha erken motor hareketlere geçti. Popoyu kaldırdı, süründü, oturdu, kalktı, yürüdü. Bu ve benzer konularda kendimi suçluyorum bazen, veya suçu kendimde arıyorum diyelim. "Yerlerde sürünmesin, orasına burasına birşey olmasın diye üzerine düşerek midir nedir fiziksel gelişimini ben mi engelledim acaba" diyorum... Beslenme konusunda da iştahsız olduğu vakit yine kendimi suçlamaya çalışıyorum. Oysa herşey bebeğin içinden kopup gelenler. Kimi oturduğu yerden, kimi dört köşeyi tavaf ederek herkese hükmediyor.
Yemek yemiyor ise zorlamamak gerekiyor örneğin. Ama hep "aman aç kalmasın, ay aç aç uyunur mu canım..." gibi şeylerle çocuğun ağzına birşeyler tıkıştırmaya çalışıyoruz. -rum diyeyim hadi..
Sanki o bir yastık kılıfı.. boş olmaması gerektiği için içini dolduruyoruz! Değil işte. Saygı duymak, ısrar etmemek lazım.. mış..
Dün böyle yaptım. 3 günlük yaz grevimizden sonra sanırım yavrucuğum artık bu havanın böyle süreceğine kanaat getirdi ve beni üzmeden yemeğini yedi.
Hah bir de işten ayrıldım. Trajikomik iş deneyimim içinde onlarca macera barındırıyor. Burada yazıp rencide etsem mi birilerini diye düşünüyorum ama henüz karar veremedim. Hoş rencide olacak onuru taşıdığından bile endişeliyim. Böyle onursuz, gurursuz bir insana patron dedik ya offf ne acı!
Bende bahsettim oğlumun gelişiminden. Eh ne de olsa anneyim. Tüm anneler gibi; birbirimizden daha anne, daha hassas, daha duyarlı, daha dikkatli!
İnkar edenler olabilir ancak, her anne gibi bazı çocuklara imreniyorum. Mesela Dante'ye... Dante Mercan'dan küçük olmasına rağmen çok daha erken motor hareketlere geçti. Popoyu kaldırdı, süründü, oturdu, kalktı, yürüdü. Bu ve benzer konularda kendimi suçluyorum bazen, veya suçu kendimde arıyorum diyelim. "Yerlerde sürünmesin, orasına burasına birşey olmasın diye üzerine düşerek midir nedir fiziksel gelişimini ben mi engelledim acaba" diyorum... Beslenme konusunda da iştahsız olduğu vakit yine kendimi suçlamaya çalışıyorum. Oysa herşey bebeğin içinden kopup gelenler. Kimi oturduğu yerden, kimi dört köşeyi tavaf ederek herkese hükmediyor.
Yemek yemiyor ise zorlamamak gerekiyor örneğin. Ama hep "aman aç kalmasın, ay aç aç uyunur mu canım..." gibi şeylerle çocuğun ağzına birşeyler tıkıştırmaya çalışıyoruz. -rum diyeyim hadi..
Sanki o bir yastık kılıfı.. boş olmaması gerektiği için içini dolduruyoruz! Değil işte. Saygı duymak, ısrar etmemek lazım.. mış..
Dün böyle yaptım. 3 günlük yaz grevimizden sonra sanırım yavrucuğum artık bu havanın böyle süreceğine kanaat getirdi ve beni üzmeden yemeğini yedi.
Hah bir de işten ayrıldım. Trajikomik iş deneyimim içinde onlarca macera barındırıyor. Burada yazıp rencide etsem mi birilerini diye düşünüyorum ama henüz karar veremedim. Hoş rencide olacak onuru taşıdığından bile endişeliyim. Böyle onursuz, gurursuz bir insana patron dedik ya offf ne acı!
23 Temmuz 2007 Pazartesi
19 Mart 2007 Pazartesi
32. Hafta
İklimsel deformasyon, mevsimlerin saçmalaması, hayvanların ne halt edeceğini bilemeyip sürünmeleri ve yok olmaları, sel, kuraklık, buzlanma, kumlanma, karıncalanma, .. bla bla son derece gereksiz ve lüzumsuz şeylermiş anladım. Bence gayet üzücüydü benim okurum benim bloguma gelir ağlamadan çıkmaz bilirim ama bu sefer ya ağlamaktan telef olup gittiler, yada ilk 3-4 görünce arazi oldular :))
Canları sağolsun. arada sırada değinmemiz gereken, paylaşımlarla neler yapılabileceği konusunda bilinçlenebileceğimiz son derece gerçek, somut bir durumdu..
Neticede bu Mercan'ımın güncesi...
"Seni beklerken bak neler neler oldu?" diye sonradan yapılacak gereksiz ve muhtemelen iplenilmeyecek diyalogların eş zamanlı kayıtları.
Çocuk bana 10 sene sonra "anne sizin nesil ne malmış, ayakta mı uyuyodunuz çok mühim işleriniz mi vardı, dünya birden bire mi bu hale geldi, kimse bi tuhaflık olduğunu farketmedi mi" dese yada 1. sınıfa başladığında öğretmeninin "şimdi kitaplarınızın bilmem kaçıncı sayfasını açın" demesinden sonra karşılaştığı 'öncesi' ve 'sonrası' resimlerini getirip burnuma dayamaz mı?
Dayar... Şimdiki çocuklar zehir gibi.
4-5 yaşlarında gözlerine kestirdiklerine çıkma teklif ediyor, anne-babalarını "oynııııcas biiiis" diye kekleyip oyun odasında ilk öpücüklerini veriyoırlar.
Şahit oldum; erkek çocuklar kızları, kız çocuklar da erkekleri çekiştiriyor. Bir nevi uzaktan kesmece.. ve sonrasında herhalde birbirlerine ayarlıyorlarmıdır nedir artık :))
Tekerlek kadar boylarıyla arabalardan konuşuyorlar..
Karizmaları çizilmesin diye "anne yaaaa bırak" diyerek ok gibi fırlıyorlar arkadaş ortamına girildiğinde !..
Ama ben şu an onun göbeğime yapıştırdığı patisini yakalayıp "küçük kurbişim" diye seviyorum, kendini yalnız hissetmesin diye sürekli konuşuyorum, konuşacak saçmalık bulamazsam müzik dinletiyorum. Hayatım boyunca bir an olsun aklımdan çıkmayacağını ona anlatabilmek, sevgimin ne kadar kayıtsız şartsız olduğunu gösterebilmek için.
Verdiği acılar yüzümde tebessüm, bir anlık durgunluğu gözlerime yaş oluyorsa, bilsin ana gibi yar var mıymış diye...
Ve günün birinde, çok çok büyümeden hatta.. Gelip tepeme etsin diye :))
Canları sağolsun. arada sırada değinmemiz gereken, paylaşımlarla neler yapılabileceği konusunda bilinçlenebileceğimiz son derece gerçek, somut bir durumdu..
Neticede bu Mercan'ımın güncesi...
"Seni beklerken bak neler neler oldu?" diye sonradan yapılacak gereksiz ve muhtemelen iplenilmeyecek diyalogların eş zamanlı kayıtları.
Çocuk bana 10 sene sonra "anne sizin nesil ne malmış, ayakta mı uyuyodunuz çok mühim işleriniz mi vardı, dünya birden bire mi bu hale geldi, kimse bi tuhaflık olduğunu farketmedi mi" dese yada 1. sınıfa başladığında öğretmeninin "şimdi kitaplarınızın bilmem kaçıncı sayfasını açın" demesinden sonra karşılaştığı 'öncesi' ve 'sonrası' resimlerini getirip burnuma dayamaz mı?
Dayar... Şimdiki çocuklar zehir gibi.
4-5 yaşlarında gözlerine kestirdiklerine çıkma teklif ediyor, anne-babalarını "oynııııcas biiiis" diye kekleyip oyun odasında ilk öpücüklerini veriyoırlar.
Şahit oldum; erkek çocuklar kızları, kız çocuklar da erkekleri çekiştiriyor. Bir nevi uzaktan kesmece.. ve sonrasında herhalde birbirlerine ayarlıyorlarmıdır nedir artık :))
Tekerlek kadar boylarıyla arabalardan konuşuyorlar..
Karizmaları çizilmesin diye "anne yaaaa bırak" diyerek ok gibi fırlıyorlar arkadaş ortamına girildiğinde !..
Ama ben şu an onun göbeğime yapıştırdığı patisini yakalayıp "küçük kurbişim" diye seviyorum, kendini yalnız hissetmesin diye sürekli konuşuyorum, konuşacak saçmalık bulamazsam müzik dinletiyorum. Hayatım boyunca bir an olsun aklımdan çıkmayacağını ona anlatabilmek, sevgimin ne kadar kayıtsız şartsız olduğunu gösterebilmek için.
Verdiği acılar yüzümde tebessüm, bir anlık durgunluğu gözlerime yaş oluyorsa, bilsin ana gibi yar var mıymış diye...
Ve günün birinde, çok çok büyümeden hatta.. Gelip tepeme etsin diye :))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)