yusuf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yusuf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Haziran 2010 Pazar

kill bill vol.2


epitel dokumu çizdirmişim.... 24 saat kadar gözümü dinlendirmem gerekiyor. Mercan bu bandajlı modumu pek beğenmedi ben de ona "o zaman bana göz yap oğlum" dedim... zevkle yaptı tabi. canım acıyabilir diye biraz çekimser davrandı ama ben yeni gözümü pek sevdim :))

ayrıca dün yıl sonu gösterimiz vardı. çocuğa miki diye diye miki yaptık sonunda. fotoğraflar pek yakında...

24 Haziran 2010 Perşembe

Gördüklerim, göreceklerimin teminatı

Eveeet. Çok şükür gözümüzü çizdirdik. Çizdirmekte nereden pelesenk olduysa dilimize? Oysa bana kalsa gözün kabuğunu soyuyor, içinde lazeri basıyolar!

Aynen öyle evet. Yaklaşık 3 saat süren testlerin ardından bu tedaviye uygun olduğuma kanaat getirilerek, 20 dakikanın 15'ini gözümün uyuşmasını beklenmesi ve 4 dakikada gözüme lazerin basılması, 1 dakikada da ayağımdaki galoşları çıkarmam neticesinde işlem tamam. Bu kadar kısa gerçekten. Çıktığımda 4 gözüm olmadan, caanım goncamı görmem piyangoydu. Çünkü ben bulanık falan görücem, hatta bir süre birşey göremeyeceğim sanıyordum...

Neyse.. doktorcuğum bir damla verdi antibiyotik niyetine, sonra ileriki saatlerde başıma geleceklerden bahsetti. Tabi ben hala gözlerim uyuşuk olduğu için pek iplemedim bunları. Ancak...


.... eve nasıl girdim, eve girene kadarki halimi görenler hakkımda ne düşündü, kocama nasıl küfür ettiler bilmiyorum.

çünkü..

gözünde güneş gözlüğü, gözlerinden yaşlar boşanan bir kadın ve onu kolundan çekeleyen bir adam vardı görüntüde!

kim ne bilsin, karı gözünü çizdirmiş, iğneler batıyo yanıyo, gözleri yaşarıyo, güneş gelmesin diye de gözlükünü takmış, hatta gözlerini de kapatmış ışık almasın diye. eee koca ne yapsın? karı yere düşmesin diye kolundan tutup çekeliyo, sağ yap sağ yap, topla gel, hooop diyo!

ayrıca o gece nasıl geçti onu da bilmiyorum. Aksi gibi deli bir güneş vardı, ve evimiz her cepheden güneşi aldığı için kendime kuytu köşe bir in bulmam zor oldu. neyseki goncam, Mercan'ın odasını perdeleri kapatmak, kapının camını örtmek vs. suretiyle karanlık odaya dönüştürdü. tırnaklarımı avucuma geçirerek, salya sümük, sıçrayarak bir kaç saat geçirdim. içimden de sürekli küfür ettim "senin ta... neyine lazer" diye, tabi dışa vuramadım laf yememek için...

sonra gece oldu, yağmur yağdı, sel oldu, hatta yağarken abartan yağmur oluklara sığmadığı için tavanımızdan bizzat yatak odamıza aktı, kocam bütün gece akan suların altına birşeyler koymakla uğraştı, en sonunda mercanın şişme havuzunu falan şişirdi koydu..

tüm bu heyecanı kaçırdım! çünkü gözlerim kapalıydı! seslerden artık...

sonra sabah oldu..

çlink! görüyoruuum.

bugün de dr. kontrolüme gittim, 3 aylık bir damla tedavisi verdi. durum gayet iyi, görüntü net, biraz bulanıyor ara sıra ama zaten 1-2 ay bile sürebiliyormuş bazen görüntünün oturması. koruma amaçlı takılan lenslerimi de çıkardı ve bitti.

fazla ışık olmadığı sürece sorun yok hayatımda.. ama bir süre makyaj yok, el sürmek, ovuşturmak, bıdı bıdı bıdı bişeyler yapmak yok.

olsun..

bende gözüme süremediğim boyaları hiç kullanmadığım bir renk olan bordo ruj şeklinde dudağıma aksettiriyorum.

Bu kadar çabuk görebilmeyi beklemiyordum, hatta yanlış bir tarih mi seçtim diye düşünüyordum çünkü bu cumartesi mikiciğimin yıl sonu gösterisi var. çocuum denizci, itfaiyeci ve pamukçuk (!) olacakmış. pamukçuk ne bilmiyorum, mercan öyle dedi. öğretmenleri de söylemiyorlar süprüzmüş diye.... gösteri davetiyelerini ben hazırladım yine, onlar da bana geri sattılar :) sonra bunun adilik olduğunu anlayıp parasını geri verdiler :))

hiçbirini kaçırmayacağım. yaşasın.

ayrıca hazır görüyorken sabah uzun zamandır giyemediğim kotlarımdan birini gördüm :) "hadi bir deneyeyim" dedim. ahanda oldu valla.

güzel güzel...

güzelliklerle şu 1 ayı da geçirirsem kendimi olimposun kumlarında, ormanlarında, çakıl taşlarında bulacağım.


22 Haziran 2010 Salı

herşeye 2 kere bakıyorum


Olay sonradan Türk filmine dönebilir diye tırstım sanırım. Herşeye gülerek falan bakıyorum. Saat 11.00 sularında çizecekler gözlerimi. hadi bakalım, bakabilecekmiyiz gözlüksüz?

19 Nisan 2007 Perşembe

Yorum gerektirmeyen bir post

Sonunda olan oldu. Hamilelikte görülen abartı rüyalara son noktayı koydum. Bu kez Uğur Dündar'ında payı var yalnız :))

Sanırım uyumadan önce son olarak onu görmüşüm tv'de.

Sonunda beklenen gün gelmiş. Doğum gerçekleşecek..! Doğumhanenin olduğu yere götürülüyoruz görevli tarafından, ve şekilde görüldüğü gibi toplu doğuma konu olabilecek, klozet görünümlü oturakların bulunduğu bir odaya götürülüyorum.

Buraya gelene kadar eşime de bol bol kızıyorum tabi. Her rüyamda kendisine yer vardır. Bu kez de beni değil de başka bir hamileyi videoya kaydettiği için cinnet geçirmeme neden oluyor.


Neyse.. Doğumhane..



Henüz bitmemiş haldeki, sıvasız, teçhizatsız, kapısı penceresi olmayan yeri doğumhane diye kakalamaya çalışıyorlar bana. Olayın bu kısmı ile Uğur Dündar'ın alakası var işte :)) Bendeniz hemen atağa kalkıp "acil bir durum söz konusu olsa nasıl müdahele edilecek bana, siz insan hayatıyla oynadığınızın farkında mısınız?" diyorum..

Görevli hemşire boynu bükük...

"yaaa ben burda doğurmam kapısı penceresi açık ne biçim yer burası" diyorum, doğuma benimle birlikte gelen herkes kapının önünde ama biri bile haykırışımı iplemiyor..

Tabi daha hatırlamadığım daha bir çok ayrıntı.. Tuvalet molası için uyanıyoruz oğluşla.. Sonra korkarım kaldığım yerden devam!

Doğuramıyorum ve daha önceki rüyalarımda dj kabinlerinde kafa sallayan dr.'um gelip bi güzel kesip biçiyor beni.

Amanın sezeryan!

Arada yine uyanıyorum veya hatırlayamadığım bir sürü olay yaşıyorum yine. Sonraki bölümde hastaneye gidiyorum. Dikişlerimi kontrol ettirecekmişim...

Ve dikişlerim eğer iyi ise nihayetinde oğlumu hastaneden çıkarmaya hak kazanacakmışım!

Gülsem mi ağlasam mı halime?
Son 3 ayda gördüğüm şu rüyaların tümünü hatırlasam da yazsam roman olur. Hatta seri olur.

Hatta hatta proje olur da sinemaya uyarlanır!