ihtiyaç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ihtiyaç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Aralık 2010 Cuma

Çocuk tüy gibi birşey, avuçlarınızın arasına alıp korumazsanız uçaaaar, gider

Mercan'ın bugüne kadar;

İlk yaşında 2,
Hayattaki 2. yılında kreşte ve evde kullanılmak üzere 2,
3. güzel yılında da kreşte ve evde kullanması için 2 adet pandufu oldu.

Tabii bunlar kışlıklardı. Yazın da çifter çifter sandaletleri terlikleri oldu Mercan'ın

14 Kasım 2010 Pazar

sonbaharı hep sevdim

Dün oğluşla dışarı çıkıp kendimizi güneşe verdik. Nasıl güzel bir havaydı.
Ördekleri izleyip, kuru yapraklara daldık, deniz kenarında kayaların üstünde oturduk oğlumla (!), elimden tutup yürüttü beni, çimlerde koşmak istedi ama çimlere kıyamadı sonra "çimleyi ezmeyelim dimi anne" dedi, "tabi ki de" dedim, ezmeyelim... 3 günlük dünyada...?

13 Ekim 2010 Çarşamba

Büyücek'ler, Koruncuk'lar...

Muş'ta; bir insan varmış, herşeyden önce insan, sonra da öğretmenmiş. İşinin öğretmek olduğu gerçeğini bir isteğiyle daha dile getiriyormuş. Diyormuş ki; "ihtiyacı olanlara yardım edin".

7 Haziran 2010 Pazartesi

ağlakım


Çok nötr
Gri
Tek ses, yağmurunki...

ne radyonun sesi, ne çalan telefon, ne araçların itici korna sesleri, ne en sevdiğim parfümün kokusu..

Hiçbiri tersine çevirmiyor bu günün kaderini. Hissediyorum.

Birşey var dilimin ucunda. Söyleyemedim bir türlü. İçime de dışıma da dert oldu!

Oysa başka birşey var beklediğim. Hani "sen şu köşesini kaldırsan ben alttan itip kaktıracağım.." cinsinden.

evet, tam öyle.


Yağmurlu, karanlık, karaktersiz silik bir gün. Son zamanların en kötü pazartesisi...

Bazen biliyorum neden böyle olduğunu, bazen ben de bilmiyorum. Yapamadıklarım yapmak istediğim herşeyi teker teker katlediyor.


Son derece gri, pis, soluk bu günün başından belliydi ne olacağı.

Turuncu bir renk öldü.

Küçük fanusunda.

Ölü bulundu.

Korunmasızız.

Ölüyoruz, yağmurda ıslanıyoruz, sözlerden etkileniyoruz, bakışlarla deliniyoruz, laf arasında büzüştürülüyoruz, buğulanıyoruz.

Dün miykleyen o kediyi, üşenmeyip inip bulsam, ısıtsam, mutlu etsem, küçük bir kutu içerisinde havlulardan bir ev versem bugün bu kadar kötü olmayacakmış gibi geliyor.

Bu gece de duyarsam sesini. Söz benimsin!

21 Ekim 2009 Çarşamba

Ne kadar uğraşsamda...

Oğlum...
Ne yaptın ettin, ısrarla sakındığım popüler dünyadan bir 'süper kahraman' edindin kendine. Hatta bir de değil, iki.

Öyümcek Adam
İnce kappumba (ninja kablumbağa)


15 Ocak 2009 Perşembe

gel lütfen


Saat 01:47

Düşünmekten kendimi alamıyorum. Mazoşistim galiba anneanne. Düşünüp düşünüp kendimi üzmekten zevk alıyorum. Kadın olmanın dayanılmaz cıncıklayıcılığındanmıdır elinden içtiğim sulardan mı?

Şimdi evinde olsaydın. Ben de senin yanında. Şu fotoğrafı anlatsaydın, veya fotoğrafı olmayan anıları. Mutfaktaki tel dolabın kapanma mekanizmasının inceliklerine kadar, görmediğim rahmetlik aile fertlerinin ruh hallerine kadar, bahçedeki havuzun ortasındaki taşı, bahçeye çıkan yoldaki beyaz mermer yuvarlak taşları...

Her elimi attığımda dizini bulabilmeye öyle alışkınım ki, görüşemediğimiz zamanlarda saatlerce telefonla konuşabilme yetimize karşın, şimdilerde telefonda sesini duyduğumda ağlamaklı olabiliyorum yalnız.

Aramıza giren fazladan kilometreler yüzünden.

Bakınca, okuyunca veya düşününce ne saçma değil mi?

Seni seviyorum.


14 Ocak 2009 Çarşamba

Bu-günlük


Neredeyim, ne yapıyorum, veya nerelerde hangi sularda yüzüyorum acaba. Yoğun, yorgun ve tıka basa doluyum. Bir küp turşu gibiyim. Bir sürü şey bastırdım, üst üste koydum, bastırdım, koydum bastırdım. Kapağını kapatmaya çalıştım. Zor oldu! Neleri koydum küpün içine neleri açıkta bıraktım onun analizini yapmalı ve hatta küpü camdan dışarı fırlatmalı belkide. 
Doldu bu küp, kaldır at. 

Ben yazmayalı, günlük.. Dedem felç geçirdi. Anneannemin korkusunu üzerimden atamamışken dedem hepten yüreğime indirdi. Günlerce düşündüm dedemle el ele tutuşup markete ekmek almaya gittiğimiz yaz tatillerini. Tek derdimin büyümek olduğu günleri. Bilseydim benim büyüten yıllar onları alıp aşağı çekecekti hiç istemezdim bunu. 

Oldu. Şimdi o fizik tedaviye gidiyor, ve malesef benden çok uzakta teyzemde kalıyor. 

Çok üzülüyorum.

2009'a da paldır küldür girdim. Yoğun, uykusuz, gecesi sabahı birbirine girmiş günlerin sonunda 10'dan geriye doğru saydı insanlık. 

Mercan boyaların tadına baktı, renkli hayallerin tadına vardı. Kağıttan çok yanaklarını boyadı oğlum, ama çok çok mutlu oldu, annesi önüne kocaman boya paletini koyunca. Tüm dünyalar onun oldu. Gözlerinden ışıklar fışkırdı, içi dışına çıktı. Bir çocuğun heyecanlanması nasıl olur? Bilen bilir...

Mercan tam 20 aylık bir genç oldu. Çok büyüdü 2 ay içinde, kazaklar düdük gibi bolero oldu küçük sandığım bedeninde. Baba oldu oğlum. Sarı peluş bir köpeğe..

Başta itici geldi ve vazgeçirmeyi düşündüm ama ondaki sahiplenme duygusunu gözlemleyince vazgeçtim. Her akşam "kaka" diyerek altının değişmesi gerektiğini söylerek koltuğa yatırdığı bir köpeği var oğlumun. Odasından bez ve ıslak mendilini alıp getiriyor. Yakından ilgileniyor onunla. Nasıl bir gözlemlemedir bu! Bezin bantlarını muntazam açıp köpeğin altına yerleştiriyor. Nasıl bir yön duygusudur bu! Köpeğin poposunu buluyor. Kuyruğunun altını kokluyor "kaka" tespiti yaparken. Sonra yatırıyor güzelce, üstünü örtüyor, öpüyor. Çok tatlı, küçük ama kocaman bir öpücük. O köpeğin yerinde olmak istiyorum çünkü ne zaman "öp beni oğlum" desem öpmem için yanağını uzatıyor. Oysa o köpeği bal gibi öpüyor.


Evlat işte :)

Her akşam yemekler pişiriyor bize. Yumurta sahanında her akşam ayrı bir yemek pişiyor, tattırıyor, bazen "yanıyo yanıyo" diye etekleri tutuşuyor bizimkinin :))

Babası gibi iyi bir ev erkeki olacak oğlum.

Ve ben yorgun argın dargın, bir yılı bir yaşı geride bıraktım. Bugün yaşgünümde. Çok durgun girdim yeni yaşıma. Niye böyle oldu bilmiyorum. Veya bildiğim halde kandırıyorum kendimi. Zaten Mercan'ın hayatıma girişinden sonra yaşgünümü yitirmiştim. En sevdiğim özel günüm sıradan bir gün oluverdi. Artık özel günüm oğlumun yaşgünü.

Çünkü illa ki mayısın 2. pazar günü kutlanıyor, anneler gününe denk geliyor, faydalanıyorum oğlumun yaşgününden.

"İyi ki doğdun" diyorum.. İyi ki doğurmuşum, iyi ki anne olmuşum.